Stop!

Sevgili takipçilerim, dün sizlere Instagram mavigazetem kanalımdan canlı yayın yaptım. Yayın kayıtlarda mevcuttur ve hem mavigazetem Instagram hesabımızdan hem de mavigazetem youtube kanalımızdan izleyebilirsiniz.
Tabi bu video’nun üzerine insanların bazı şaşkınlık ve tatlı serzenişleri oldu. Kaan bey tek iyi konuşan sizdiniz, sanırım siz de ümitsiz oldunuz gibi serzenişleri okudum yorumlarda. Ben her defasında söyledim, yine söylüyorum benim herhangi bir parti taraflılığım yoktur ama hiç mi yok derseniz bugün yaşıyor olsaydı merhum Muhsin başkanın çizgisinde siyasi elbise giyerek görüş beyanımı dile getirirdim.
Evet, bu Kaan Sarıaydın Türk’ün yüzyılı, Türk’ün şahlanış döngüsü söylemlerinde bulundu! Politikaların doğruluğundan yana politikacıların açıklamalarından önce açıklamalarım oldu ama bu benim mevcut yapının savunucusu olduğum anlamına gelmez. Bugün bu paylaşımım karşıt olduğum anlamına da gelmez. Sizlere hep söyledim, yine söylüyorum: Ben hep devlet başka, hükümet başkadır söyleminde bulundum ve yine bu sözümü tekrarlıyorum!
Ben devletinin aşığı bir insanım, halkımın aşığı, toprağının aşığı bir insanım. Ayrıca şunu unutmayın; hükümetler devlet kavramını resmi statülerde, evraklarda, hukuk sisteminde temsille mükelleflerdir ve yanlışlıklar toplum tarafından değerlendirilir ve liyakat dışı eylemler süreci sonlandırır.
Bugün birçok iyi niyetli vatan sevdalısı olan insanlar mevcut yönetimi mümkün mertebe savunmaya gayret edip, milletin gönlünün bulandırılmasına mümkün mertebe müsamaha göstermemek için gayret sarf etmektedirler. Onların niyetlerinin iyi niyet çerçevesinde olduğundan eminim çünkü milliyetçilik bir partiye atfedilemez, vatan bir ittifaka atfedilemez! Bunu onlarda biliyor, bende biliyorum, sizde biliyorsunuz ama dışarıda daha büyük bir tehlike var! Nedir bu tehlike? Bir yandan küresel güç oyunları diğer bir taraftan içerideki muhalif birleşkeler. Vatanını milletini ideolojik yaklaşımların, siyasi yaklaşımların ötesinde bağımsız olarak, birey olarak seven insanlar tehlikeyi gördüğü için ve mevcut yapının geçmiş sürecindeki dış politikaları karşısında bir grup kötünün iyisi, bir grup siyasi görüş, bir grup Anadolu’luk milliyetçilik vb gibi ayraçlarla ayıracağımız kitleler mümkün mertebe mevcut yapının yanında olma gayreti içerisinde bulunuyorlar. Evet, doğru ama işte bu iyi niyetli vatanını seven grupta şaşkınlık içerisinde. Şakşakçı kitle her zaman vardır. Bu her yapıda vardır, cemaatlerde vardır, stk’larda vardır, siyasi partilerin tümünde vardır. Bu grup hep vardır. Bunları saymıyorum bile ama diğer bir yandan devleti için, milleti için, vatanı için, örfü ananesi için seven bir gruptan bahsediyorum. Ama kırgınlar, ama şaşkınlar, ama anlamlandıramıyorlar…
Ülkemizde ilk olarak insanlar bireysel düşünce mekanizmasına sahip olması lazım yani bir kitle taraftarlığı topluma kazanç sağlamaz aksine ayrıştırır, aksine böler, aksine demokrasi hasar görür. Tıpkı şimdi olduğu gibi!
Şimdi bir taraf diğer bir tarafa soruyor, yahu diyor; Ahmet bak sen böyle savunuyorsun ama turizm bakanı otel sahibi, sağlık bakanı hastane sahibi, eğitim bakanı okul sahibi, aile bakanı bekar yahu diyor… Olanlar ortada! Ahmet tabi bunları bile bilmiyor, duymuştur ama iftira demiştir. Duymuş ama inanmamıştır. Şimdi yine Mehmet Ahmet’e diyor ki, kardeşim bak bugün bekçiler camiye ayakkabılarıyla girip baskın yaptılar, gaz sıkıldı. İnanç dünyasında müslüman dünyasında Allah’ın evi olarak kabul edilen yere ayakkabılarla girip, göz altı yaptılar diyor. Hem neden yaptılar biliyor musun diye soruyor. İtikaf yani ibadet yapmak için giren bir cemaate yaptılar diyor. Ahmet hemen Mehmet’e cevap veriyor; onların başındaki adam bir hain, izin verilmediği halde provokasyon yaptı. Mehmet diyor ki, ibadetin izni mi olur? Burası müslüman ülke hristiyan bile özgürce ibadet yapıyor, izin mi alıyor? Bırak yapsın. Ahmet hemen atlıyor, öyle değil işte, senin işine gelmiyor, onlar diğer insanların ibadet yapmasını engelleyecekti diyor. Mehmet gülüyor, bak Ahmet diyor, evet o cemaatin başındaki isim Cumhurbaşkanına karşı üslupsuz söylemleri var, hatta içeri alındı, yattı, çıktı. İyi niyetlidir veya kötü niyetlidir, burasını bilemem. Alınması gerekiyor alınır. Suçludur, eylem için orada olmuş olabilirler de ama görev ifa edilirken ayakkabıyla camiye girmeyi gerektirmez bu durum diyor. Ahmet senin hiç tanıdığın Covid’den vefat etti mi soruyor. Etti diyor. Taziyeye gidebildin mi? Defin için akrabaların gidebildi mi soruyor. Ahmet hayır diyor. Peki kardeşim Cumhurbaşkanı cenaze törenine gidiyor yani o vefat edene Allah rahmet etsin yakınlarına başsağlığı diyorum ama bunca insan anasını babasını toprağa koyup üzerine toprak atamadı dedi. Sonra bir tane daha ekledi. Eline telefonu aldı ve denize giren vatandaşın videosunu açtı, dedi ki Ukrayna’lı rahatsız olmuş polisi aramış denize izinsiz girenler var diye. Adamcağız denize girmiş tam anlamadım ama sanırım Ukrayna’lı Türk’ü şikayet etmiş. Polis ceza yazacağım diyor. Hani klişeleşmiş bir söz vardır tam Aziz Nesinlik olay diye derler ya… Ben kendisinin görüşlerini sevmezdim ama aklıma bu klişe söz geldi tam Aziz Nesinlik bir durum gerçekten ve bu sohbete şahitlik ediyorum haftanın ilk günü ihtiyaç alışverişi için dışarı çıktığımda…
Dün Instagram videosunda anlattım, hayvancılığı yok edecekler diye söyledim. Benim bu politikanın uygulandığından haberim yoktu. Bir öğrenci velisi söyledi, tarım bakanlığı ve milli eğitim bakanlığı metan gazı yani iklim propagandasına çocuklarımız üzerinden başlamışlar bile. Vay anasını dedim, sinsiliğe bak. Bu kadarı da pes doğrusu. İklim koruma adı altında çocuklara et yedirmiyormuşlar ve beyinlerine etin küresel ısınma sebebi olduğunu anlatıyormuşlar. Bak hele sen milli eğitim bakanlığına! Ayrıca ispat dahilindedir, öğretmen veliye okul yönetimi böyle karar almış demiş! Bak hele sen ya! Hakikaten cambaza bak cambaza oyunu!…
Sonra dedim ki, Kaan çok işin var senin çok…
Düşünsenize delinin biri çıkıyor, bas bas bağırıyor! Sağlık bakanlığında problem büyük, büyük bir oyun tezgahlanıyor diyorsun. Hodri meydan diyorsun ama tık yok! Ne şikayet ne de viral olmuş bir izlenme. Toplum ne hale gelmiş. Yazık gerçekten…
Ben hastalıkla ilgili sürü bağışıklığını savunurken toplumun hemen hemen yüzde doksanı sürüleştirilmiş, sürü bağışıklık sistemi işlemiş topluma! Olsun birinin çıkıp, birilerinin çıkıp, binlerin çıkıp, milyonların çıkıp stop demesi lazım!…
O zaman canlar sağ, sol, a, b, c, d demeden tüm siyasete tüm politikacılara stop diyen bir oluşum içerisinde olalım. Bırakalım artık a, b, c, d, demeyi. Yeter demeyi bilelim, olur mu? Var mısın stop demeye? O zaman bekleyin…

Bu gönderiyi paylaş