Hoy nare nare

Kadim devletimin aziz vatandaşları; bir arzu hali sizlerle paylaşmıştım ve akabinde yüksek oranda paylaşımım takdirle karşılanmış ve çoğu insan “Beyaz Dilekçe’nin” kendi duygularını ifade ettiğini beyan etmiş. Bazı kardeşlerim, benim böyle bir paylaşımımdan dolayı şaşkınlık yaşamış ve “nasıl yaparsın Kaan bey böyle bir dönemde, nasıl böyle bir paylaşım yaparsın” gibi düşüncelerini ifade etmişlerdi.
Buna çok anlam veremesem de, insanların beyanlarına saygı duymak gerekir. Kişiler kendi düşüncelerini paylaşmış…
Plandemi konusunda beyanlarım her zaman aynıdır ve değişmeyecektir. Bu konuda aşırı yanlış politikalar şahsımdan daha sert, kesin ve ispatlı sunumlar doğuracaktır…
Öncelikle şunu bir kez daha ifade etmeliyim; bu aziz devlet mevcut yapılarla kurulmadı ve ne bir şahsın, ne bir partinin, nede bir zümrenin varlığıyla var olmadı ve onların olası (bunu bilemem, aziz millet bilir) gidişiyle de yok olmayacaktır…
İkincisi, bu aziz devletin tarihi 98 yıllık değil, onlarca asırlıktır…
Şu anki yönetimin bu aziz devlete takdire şayan bir sürü hizmeti olmuştur ve devletim için hayırlısı ise Allah daim etsin…
Ama beşeriyette gözlem ve takdir esastır. Takdir aziz milletindir. Cahil insanların ülkenin bekasını bir partiye, bir şahsa, bir birleşkeye atfetmesi son derece yanlış ama bunu böyle düşünenlerin tanımlamaları cahil olduğu için söylemlerinin de bir ehemmiyeti yoktur.
Takdir zamanı takdir; tenkit zamanı tenkit esastır.
Benim bu plandemi ile ilgili bildiklerim çok fazladır ve ispat dahilindedir. Bilim kurulu üyelerinin DSÖ’nün ana kadroları olduğunu ve bu konuda Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkiye’deki çalışmalarının durdurulamaz, sorgulanamaz ve ülkenin ne hukuk sistemi nede kolluk kuvvetlerinin ne fiziki yapılarına müdahale nede yapılanlara beyan hakkının olmadığının kabulüne ilişkin 18.04.2019 kanun çıkarıldığını da biliyorum. Ama vardır devletin bir aklı safsatası, benim kabul edebileceğim bir durum değildir. Etmem! Benim ülkemin bakanının bir başka ülkenin devlet başkanına “siz turist gönderin, ben aşılatırım herkesi” demesini kabul etmem mümkün değildir. Etmem!
Şunu da ifade etmeliyim ki, bu ülkede en büyük sorun iskeleti olmayan muhalefettir! Sinsi muhalefettir! Şark kurnazlığı yapan muhalefettir!…
Gördüğüm o ki, kimse elini taşın altına atmamakta. Tutturmuşlar; millet aç türküsünü dillendirmekte. Yeter artık!
Toplum devletine sahip çıkmayı partilere sahip çıkma olarak gördüğü sürece kendini sürekli semerci çarşısında bulur! Ayrıca tekrar ifade etmeliyim ki, algı siyaseti strateji çalışmasını yapıp, kitlelerine bu algıları veren tüm siyasi partilerin stratejistlerine söylüyorum; biriniz Vahdettin’in yalnızlığı türküsünü, diğer biriniz 128 milyar algısını sürekli pompalatıyorsunuz! Olmayan aklınızı kendinize saklayın! Dünya değişti artık! Eskiden farkındalık pek yoktu. Bağlama bir taneydi, bestekârlar birkaç taneydi, duygular bestekârların ustalığından çıkar, koro halinde söylenirdi. Ama artık devir değişti; devran değişti! Herkesin kendi bağlaması, kendi bestesi (kendi düşüncesi ve iradesi) var. Yani düşünce yoksunu söylemlerle yırtınıp durmayın! Bir tarafın ne ekonomiden anladığı var, bilmez 128’i! Diğer tarafın mızıkacılarının ne Vahdettin’den haberi var! Bre gafil, Vahdettin o yalnızlık postuna girmeseydi sen bugün… neyse…
Son olarak sağlık bakanı demiş ki, konuşmuyorsak edebimizdendir diye…
Doğru. Edep yahu edep!… Çok önemli bir kavram…

Bu gönderiyi paylaş