Erken Seçim ve Sızıltı

Erken seçimlerin bir kazanımı olmaz. Erken seçim talebinde bulunan insanlar çoğunlukla geçmiş dönemlerle topluma erken seçim talebini ve seçim sonrası yönetimi ele alacakları zaman vaadlerinin arkasında hep İMF gerçeği olmuştur. Erken seçim talepleri öncesi hep toplumsal infialler oluşturacak eylemlerde bulunulmuştur. Ülkemizin siyasi anlamda değişim ve dönüşümlerini iyi incelersek bugün duyduğumuz, gördüğümüz topluma  görsellenen resim tıpkı geçmiş dönemlerde olduğu gibi hep aynı senaryo olduğunu çok net anlarız. Parti isimleri değişmiş, simalar değişmiş ama mantalite hiç değişmemiş maalesef…

Topluma toz pembe bir ekonomi tablosu, müreffeh bir yaşam vaadlerinin altında hep İMF gerçeği yatar. Birileri bir değişim arzular ve oyunculara ulaşır. Oyuncularda kendilerine verilen rolü oynarlar. Ülkemiz uzun bir süreçtir İMF gerçeğinden uzakken ve erken seçim olmasını gerektirecek olağan üstü bir durum yokken böyle bir arzu içerisinde olmak düşündürücüdür…

Seçimler demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Keşke topluma seçim tarihini beklemeyelim, bir an önce seçime gidelim ve biz iktidar olalım o zaman her şey düzelecek diye vaadlerde bulunan insanlar bir ekonomik reçete sunabilseler. Küresel güç ve küresel sermaye mutlaka erken seçim söyleminde bulunan insanlara görev verir ve yaptırımlarını uygulatır, şartnameyi masaya koyar ve aslında bir bakıma ülkenin kaderini kendi elinde bulundurur. Seçim milletin taktiri olan bir durumdur ve günü zamanı geldiğinde halk kararını verir, ya vezir eder ya rezil eder ama mutlaka taktir milletindir. Ülkede her parti kurulduğunda, her iki parti bir araya geldiğinde bu ülkede seçim olmaz bu algı üzerinden politika işletmek tehlikelidir.

Erken seçim talebi ne kadar gereksiz olursa olsun, şunuda unutmamak gerekirki bir gerekçe üzerine beslenir. Bu fikir geliştirilir ve senaryolaştırılır, o zaman ülke yönetiminde bulunan politik yapının mutlaka sızan tarafı onarması gerekir yani erken seçim talebinde bulunan insanların asıl beslendikleri nokta toplumda belirgin bir rahatsızlığın olmasından kaynaklı olduğu sürekli dillendirilir. Ülke yönetimindeki siyasi yapının bu durumu göz ardı etmemesi gerekir ve sızıltı yapan tarafı tamir edip yani milletin kafasını kurcalayan soru işaretlerini berraklaştırması gerekir. Eğer şimdilik sızıltı gibi olsada unutulmamalıdır ki, erken seçim taleplerinde bulunan insanlar sızıltının başından ayrılmaz, tamir olmamış sızıltı seviyesini artırır ve o zaman mekanizma suyun akışına yön veremez ve kontrolsüzlük olur. Kontrolsüzlük iyi sonuçlar doğurmaz. Bu işin kazananı da olmaz! Kaybeden toplum olur! Kaybeden devletimizin politik yapısı olur!…

Sevgiyle kalın…

Bu gönderiyi paylaş